Kevser Sûresi
108. Kevser Sûresi
Kur'an'ın en kısa üç suresi: Sûre-i Asr insanı, Sûre-i İhlâs Allah'ı, Sûre-i Kevser de Peygamberimizi tanımlar. Bu üç kısa süre namazda sık sık okunduğu gibi, ayrıca niyaz ameliyle, müşkilleri çözmek amacıyla da pek sık okunur. Fakat asıl önemli olan bu üç kısa sürenin taşıdığı kesin ve çok önemli hükümleri eksiksiz bilerek gönlümüze sindirmektir.
Kevser Suresi aşağıdaki nedenlerle de sık sık okunmalıdır:
1) Üç İhlâs bir Fâtiha okuyarak küçük hatim yapmak istediğimiz zaman, İhlâslardan önce 3 defa Kevser Sûresi okunmalıdır.
2) Âliaba, Ehl-i Beyt ve Ashab-ı Güzîn'in ruhlarına 11 defa Kevser, 3 kez İhlâs, 1 Fâtiha şeklinde dua ve niyaz edilmelidir.
3) Müşkil ve çıkmazlarda 7 defa Kevser okunmalıdır.
4) İstihareye yatarken, sabah namazına vaktinde uyanabilmek için üç kez Kevser okunmalıdır. Sürede geçen kelimeler fevkalade önemli olduğu için onları tek açıklayacağım.
Âyet 1: Biz,sana kevseri verdik
Âyet 2: Rabb'in için namaz kıl ve kurban kes.
Âyet 3: Sana şenâîni (buğz, kin, düşmanlık) olan, işte o ebterdir.
Âyet 1: Bu âyet, Cenab-ı Hakk'ın Efendimize verdiği sırları kevser kelimesi içinde bildirmektedir? «İnna» ile başlayan ayetlerde kısaca gramer tanımı «biz»dir. Ancak buradaki «biz» hükmünde bir çok âyetlerde olduğu gibi «Ben Allah» olarak kavramı vardır.
A'taynâ: îta ve Âtiyeden verdik, anlamınadır. Ancak üç zaman eyleminde de verdik hükmü taşır: Yani geçmişde, şimdi ve gelecekte geçerli olmak üzere verdik demektir. «Ezelden ebede geçerli olarak, sana kevser sırrını verdik» şeklinde anlamak daha doğrudur.
Kevser nedir? Bu konuda bütün tefsirler farklı ve pek çeşitli yorumlar yapmışlardır. Bunların doğruya en yakınları şunlardır:
1) Kesret (çokluk) sırrının tümünü sana verdim. Bu mana hem lügat açısından daha yakındır hem de kesret dediğimiz yaratılan çoklukların yaratılma hikmetindeki sırdır.
2) Hazret-i Fâtıma annemiz ve ondan intişar eden Ehl-i Beyt'dir. Üçüncü âyet bu manayı zorunlu bir kavram halinde perçinlemekte.
3) Cennetteki tarifi imkansız bir sır mekanıdır. Bu mekan canlara yeni can katar.
4) Gerçek ümmet diye tanımlanan şehitler, aşıklar, velîler çağlayanıdır.
5) Ahlâk-ı Muhammedi ve onun değişmeyen ebedilik sırrıdır.
6) Fâtiha'nın 7 mesani sırrıdır (Süre-i Hicr, Ayet 87.)
7) Tarifi ve doyumu imkansız aşk-ı İlâhîdir.
Bunların hepsi de «Kevser» kelimesi içinde mevcuttur ve hepsi de «Kevser»i ayrı pencerelerden seyretmektedir.
Tüm bu derin hikmetleri kavramadan efendimize iman tamamlanamaz. Kevser sırrına sürenin hay sırrı içindeki yorumunda yeniden döneceğiz.
Âyet 2: «Rabbin için namaz kıl ve kurban kes.»
Burada «namaz kıl» emri «Fesalli»dir. Bir önceki sürede açıkladığımız taklit namazdan ayırmak için ayet, «Fesalli» kelime kalıbı içinde gelmiştir. Bu gerçek namaz, mîraç namazıdır. Buradaki «Fesalli» kelimesini anlatabilmek için basit bir örnek vereceğim:
Bir öğretmen talebelerine bir soru sorar; sıra ile talebeler yanlış ve eksik cevabı verirler. O zaman öğretmen en güvendiği talebeye:
— Sen ver; bu problemi sen yap der.
İşte burada «Sen namaz kıl» emri aynen böyledir. Namazı ancak sen kılarsın anlamınadır ki, bütün mutasavvıflar bu namazın mîraç namazı olduğunda müttefikdirler. İnşallah bu seri kitaplarımız içinde size yakında sunacağım «Namazın Sırları» isimli kitabımda mîraç namazını açıklayacağım.
Venhar (Kurban kes) emrine gelince: Bu ayet, Efendimize has bir emri simgeler.
Bu âyetin bayram namazı ve kurbanla ilgisi yoktur. Zira kevser Mekke'de nazil oldu. Kurban Bayramı Medine'de emroldu. Kurban mü'minlere dolaylı yoldan vacibdir.
Bir hadisde Efendimiz: «Bana üç farz emr oldu ümmetime farz değildir:
Vitir namazı, duha namazı, uhdiyye kurbanı»
buyurmuşdur.
Efendimiz kurban için: «Hz. İbrahim sünnetidir yaparız» buyurmuşdur.
Âyet 3: «Sana şenâini olan işte o ebterdır.»
Şenâin, kötülüklerin tümüdür; günlük konuşma lisanında buğz, kin, hınç, gayz anlamına kullanılır. Ancak kavram olarak «şenain» kötülüklerin tümüdür.
Aslında Efendimizle ilgisini kaybeden herkes şenâin'i temsil eder. Çünkü O'nu tanıyıp iman etmek, hatta sevmek bir kulluk vazifesidir.
Bu âyetden açıkça anlaşılmaktadır ki, Efendimize, şenâin'i olan, Allah'a isyan halinde demektir. Zira Allah onu ebterliğe mahkum etmiştir.
Gelelim Efendimize şenâin'i olanların tanımına:
1) Açıkça Efendimize karşı olanlar, ona dil uzatanlar.
2) Efendimize karşı, çok basit çizgilerde olsa bile, eleştiriye kalkanlar.
3)O'nun kevser hikmetini tahribe yeltenenler, evlatlarına, Ehl-i Beyt'ine kötülüğü dokunanların tümü.
4) Ahlâk-ı Muhammedi'yi tahrip etmek cabası gösterenler. Efendimize gitmek için gayret sarfedenleri yolundan alıkoyanlar.
5) Efendimizi dar mantığının kısır penceresinden görerek, O'nu basit bir çizgide göstermek isteyenler. Onun engin ve sonsuz yüceliğini görmezden gelenler.
Enfüsî mânâyı yorumlarken bu şenâin'i daha derinlemesine inceleyeceğiz.
Gelelim Ebter hükmüne:
İşte yukarda saydıklarımın tümü ebter'dir; güdük, kurumuş tükenmiştir. Bakınız tarihe, Ehl-i Beyt'e kılıç çekenlerin zahirde yüz binleri geçen sayıları ne olmuş! Hiç biri dünya şahnesinde ne kendi, ne nesli ile kalabilmiş mi?
Efendimîze karşı çıkmış ve ebter olmamış sözde mütefekkir kimse duydunuz mu?
Buradaki ebterlik mana alanında zaten doğaldır. Asıl önemli olan, onların dünya hayatında maddede de ebterliklerinin kaçınılmaz oluşudur,
Efendimizin Kevser sırrında bereket, O'na şenaati olanlarda kurumuşluk Allah yasasıdır.
Efendimize hayranlıkların en veciz şekilde ifade eden Bernard Shaw, Goethe, Lamartin, Kant, Tolstoy gibi düşünürler hala edebiyatın zirvesinde yaşıyorlar.
Şimdi Sûre-i Kevser'in ikinci yorumuna; hay sırrına geçiyoruz:
Hay sırrı en açık seyreden sürelerden biri Kevser Sûresidir.
Önce Kevserin bereket sırrını ele alalım: 1400 yıldır bütün dünya elbirliği yapmış gibi İslam'ı tahrip etmeye yönelik akıl almaz Haçlı Seferleri, Moğol vahşeti, daha nice tuzaklar… Buna rağmen, çağımızda dünya nüfusunun üçde biri İslam!
Ne misyoneri, ne propagandası olmayan İslam dünyasındaki bu güçlü sayı çokluğu Kevserin bereket sırrıdır.
Dünya zenginliğinin yansından çoğu İslam merkezlerinde.
Kevserin ahlâk sırrını ele afalım. Bernard Shaw'ın dediği gibi, insanın yüce faziletleri, hep Hz. Muhammed'in getirdiği ilkelerdir. Toplumlar farkında olsun olmasın güzellikler hep Efendimizin ahlakından yansıma. O'na ters düşenler, alkol çıkmazında bocalıyor. ; Çağımızın en büyük derdi, O'nun ahlakım terk ettiği noktalarda.
Ya Özgürlük, o da Kevser Sırrından bir parıltı. Yeryüzünün insanları, özellikle kadınları erkeklerle eşit çizgiye getiren ve tüm insanlara yaşama özgürlüğünü veren yine o kevserin sırrıdır. Bugün Birleşmiş Milletlerin başdan ilk 6 maddesi; din, ilim, yaşama, düşünce, inanç özgürlüğü 14 aşır evvel Efendimizin yeryüzüne teşrif ederek ihya ettiği Kevser sırrından hayat bulmuştur.
Özellikle Efendimizin ilim ve inanç özgürlüğüne net olarak getirdiği çizgiler, hala dünyanın üçde ikisine nasib olmamış nimetler.
Tüm stresler, bunalımlar ancak Efendimizin emirleriyle deva bulabileceği gibi, mutluluk bizzat Kevser sırrının içinde gizlidir.
Efendimize şenain'i olan, O'na karşı çıkan düşünceler ise kavga ve kan kokan doktrinlerin uçunda ebter olmuşlar, kurumuşlar.
Henüz yüz yılını bile tamamlamamış olan doktrinler, medeniyetlerini fikir alanında sürdürememiş; yalan, hile ve nükleer silahların ardına gizlenmişlerdir. Bu manzara O'na şenain'i olanların Ebter sırrındaki hazin hallerini sergilemektedir.
Yine çağımızın Kevser Sûresi'nde hay bulan bir sırrı, Efendimize dil uzatanların biyolojik olarak erkekle dişi arasında acaib cinsleri temsil etmeleri ve böylece ebterliklerini tescil etmeleridir.
İlimde de çok esrarlı Kevser sırrı vardır.
Modern Tıp, hastalıklara biyolojik yaklaşım esasına dayanır. Tıbb-ı Nebevî dediğimiz Efendimizin tıp konusundaki emirlerini «Kanunnameyi Tıp» şeklinde toplayan İbn-i Sina kitabı işte insan sağlığına ve hastalıklarına biyolojik yaklaşım ilkesinin temelidir.
Çünkü Tıb İlmi, Efendimize kadar ve hatta O'nun ilkelerin! bilemeyen toplumlarda yakın çağlara kadar büyü, efsun gibi tamamen hayali safsataların oyuncağı olmuştu.
Tek Nur isimli kitabımızdan hatırlayacağınız gibi, modern karantina ilkelerini, göz iltihaplarını antibiyotikle tedaviyi, prevantoryum ve benzeri yoldan tüberküloz tedavisini bizzat Efendimiz uygulamıştır.
Yine Fiziğin Birunî kanalı ile, Cebirin Horasanlı Câbir kanalı ile, ehl-i beyt büyüklerinden Câfer-i Sadık'tan intikal ettiği artık herkesçe bilinmektedir.
İşte bu nedenlerle akılcı bilimde Kevser sırrı vardır. Bu yüzden tüm safsata bilgiler ebter olacak, akılcı bilim Kevser sırrından gelen güçle kıyamete kadar gelişecektir.
İlime evrenselliği yine Efendimizden gelen «İlim Çin'de de olsa gidin alın» emri getirmektedir.
«Biz sana Kevseri verdik.»
Biz sana mânâyı verdik. Fâtiha'nın esrarengiz hikmeti içinde; elest'den sonra var olan her şeyin mânâ hikmetini sana verdim.
Ümmetin için bereket ve rahimiyyet olarak tecelli edecek olan Kevser, gönüllerde aşk-ı Muhammedî'dir.
Allahın Rahmân sıfatı Efendimize muhalefeti olanlara dahi tecelli eder ki, bu da bir Kevser sırrıdır.
Bereket ise Efendimize mîraç'da verilen bir Kevser hikmetidir. Aklın, matematiğin ötesinde ceryan eden ilâhî bir nimettir.
Efendimizin mîrac'daki niyazı, salih mü'minlerin ilahî huzura kabulü idi. Allah, mîrac'da Efendimize tüm varlıkların ötesinde bir hikmet verdi ki, bu berekettir.
Tüm yaratılanlar fizik ve biyolojik yasalara tabî olduğundan matematik kayda tabidir. Bereket ise Kevser sırrındandır ve mânânın kendine has bir tecellisidir. Akılla çözülemeyen bir bolluk ve güzelliği temsil eder.
Mânâ, her varlığın özünde (enfüs) gizli bir hikmet olduğundan, Kevser, ölümsüzlüğü ve evrenin her noktasındaki öz manayı temsil etmektedir.
Âyet 2: «Sen namaz kıl ve kurban kes.»
Ey habibim nefsini bana kurban ettin, Bana ayine olan gönlünle namaz kıl, yeni bir, mîraç doğsun.
Nefsini kurban edip Hamd meyvesini gönlüne nakşettin. Bu sırrını Kevser gibi daim kıl, sürekli kıl.
Sana şenâin'i olan ebterdir. Sen mânâyı, (gönlünde vahdetin sırrını) temsil edensin. Kesrette kalan senin sevginden uzak kalır. Çoklukta, dünya çıkarlarında bocalayan yok olmaya mahkumdur.
Zira kesret (çokluk) senden ne kadar uzağa sıçrarsa, o kadar çokluk yok olur.Habibim, çokluk alemindeki her varlık sana intisabı nisbetinde ebterlikten uzaklaşır, kevsere yaklaşır.
Bu nedenle gönül kevser sırrım, nefs ebterliği temsil eder. Her nefs kendinde varlık sezdikçe kıyaslara başlar ve Efendimizin hikmetinden uzaklaşır. Dolayısıyla ebterleşir.
Özetlersek:
Sevgi gönüllerde kevser sırrıyle sonsuzluğa götürür.
Nefret, kin, şenâin ise nefslerde düğümleşir ve ebterleşir,
Bu çift yönlü yasa Efendimizin müthiş bir mucizesidir.
Kevser Sûresi bu yasayı anlatarak, Efendimize koşanlara kevser müjdeliyor, aksine O'ndan kopanlara ebterlik felaketini bildiriyor.
Ebterliğin felaket bölgesinden uzak kalmak için gönüle devamlı salavat-t şerife dolmalıdır. Efendimize, O'nu aline, ehl-i beytine ve ashab-ı güzine devamlı muhabbet, ebterliğe karşı en iyi sigortadır.
Kevser Sûresi'nin istihraç sırrındaki yorumuna gelince:
Efendimize karşı şenâ'i olan her cemiyetin ebter olacağını; kuruyup gideceğini bildirmektedir, Aksine Efendimize saygılı olan her şeyin devam edeceğini bu süre hükmünden çıkarabiliriz.
Tarihde Kevser Suresi'nin hükmü, önce İran'ın Kisra Sarayı'nın yıkılmasıyla tecelli etmiş, sonra ebter sırrı tam anlamıyle Moğol'un dev imparatorluğunun inkırazında görülmüştür.
Ebter sırrı böyle tecelli ederken, Türk Devletlerinde de Kevser hikmeti zuhur etmiş Anadolu toprağına bin yıllık bir bereket sinmişdir.
İstiklal Savaşı'nda da aynı sır Türk'den yana; ebterlik, düşmanlarına yansımıştır. Halen vatanımız bereket ve Kevser sırrındadır. Düşmanlarımız ise ebterliğe mahkumdur. Hele sapık doktrinler, ebter kaderlerine hızla koşmaktadır. Unutmamak gerekir ki, bu tecellinin yasası değişmez; mutluluk ve beka için Efendimize intisap, O'na bitmez bağlılık şarttır. Bir anlık gaflet, fertleri de milletleri de ebterlik çukuruna itiverir.
İşte namazda okumakta pek yüce hikmetlerini dile getirdiğimiz Kevser Sûresi aynı zamanda var oluş ya da kuruyup yok oluşumuzun sınırlarını aydınlatan bir fermandır.
Allah hepimizi Kevser sırrının, rahim ve bereketli hikmetinden mahrum etmesin.


